En Güzel Hikayeler En Güzel Masal & Hikayeler Hepsi Tek Bir Sayfada

Sevgi Dolu Aile Masalı Asil ve Babası Melih’in Hayal Ormanı Yolculuğu

  • Hikayeler
  • Eklenme Tarihi: 05 Ocak 2026
  • Güncelleme Tarihi: 05 Ocak 2026
Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku
Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - Masal Oku - Hikaye Oku

Bir varmış bir yokmuş… Uçsuz bucaksız, yemyeşil dağların arasında, kır çiçekleriyle süslenmiş, kuş seslerinin hiç eksik olmadığı küçük, sevimli bir kasaba varmış. Bu kasabada, birbirini çok seven, gülüşleri hiç eksik olmayan mutlu bir aile yaşarmış. Ailenin babasının adı Melih, küçük oğlunun adı ise Asil’miş. Onların evi, bahçesinde elma ağaçları, mis gibi kokan güller ve zıp zıp zıplayan minik serçelerle doluymuş.
Baba Melih, çok iyi kalpli, sabırlı ve neşeli bir adammış. Her sabah erkenden uyanır, önce mutfağa gidip oğlu Asil için sütünü ısıtır, sonra da sessizce odasına girip onu tatlı bir sesle uyandırırmış.
“Asiiil, benim küçük kahramanım, güneş uyandı, sen hâlâ rüyalar ülkesinde misin?” dermiş gülerek.
Asil ise gözlerini ovuşturup, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, “Günaydın babacığım,” dermiş. En çok, babasının onu kucağına alıp döndürmesini severmiş. Melih, Asil’i kucağına alır, bir tur döndürür, sonra ikisi de kahkahalarla gülermiş.
Bu evde sevgi hiç bitmezmiş. Yemekler birlikte yenir, oyuncaklar birlikte toplanır, hep birlikte sohbet edilirmiş. Anne de onları sever, gülümseyerek izler, bazen de “Siz iki yaramaz benim başıma ne işler açacaksınız acaba?” diyerek takılırmış.
Bir gün Melih, işten biraz erken dönmüş. Eve yaklaşırken, bahçeden Asil’in hafif hıçkırık seslerini duymuş. Hemen meraklanmış. Kapıyı açıp içeri girdiğinde, Asil’in oyuncaklarını önüne dizmiş, üzgün bir şekilde oturduğunu görmüş.
“Oğlum, neden ağlıyorsun?” diye sormuş Melih, yanına çömelerek.
Asil, gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle silmiş. “Baba… Bugün okulda arkadaşlarım salıncakta sıraya girmedi. Ben ‘Sırayla binelim’ dedim diye bana kızdılar. Beni oyuna almak istemediler. Ben de çok üzüldüm,” demiş.

Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - 2

Baba Melih, Asil’i kucağına almış, saçlarını okşamış. “Üzülmene gerek yok, benim iyi kalpli oğlum,” demiş. “Sen doğru olanı yapmışsın. Bazen insanlar, o an için doğru sözü duyduklarında anlamak istemezler. Ama bu, senin yanlış yaptığın anlamına gelmez.”
Asil burnunu çekmiş. “Ama baba, ben sadece adil olsun istedim…”
Melih gülümsemiş. “Adil olmak, herkese eşit davranmak demektir. Bu da çok büyük bir erdemdir. Bak, sana küçükken babaannemin anlattığı bir hikâyeyi anlatacağım,” demiş.
Asil hemen dikkat kesilmiş. Babasının anlattığı hikâyeleri çok severmiş. Çünkü Melih, her hikâyeye sanki sihirli bir kapı açıyormuş gibi başlarmış.
“Eskiden,” demiş Melih, “uzak bir köyde, herkesin gittiği ama kimsenin pek de sevmediği bir oyun parkı varmış. Çünkü oradaki çocuklar, birbirini hiç beklemez, sıraya girmez, hep itişip kakışırlarmış. Bir gün, o köye yeni bir çocuk taşınmış. Adı da tıpkı senin gibi, adaleti seven bir çocukmuş. O çocuk demiş ki: ‘Eğer sıraya girersek, hepimiz binme şansı buluruz. Eğer birbirimizi itersek, belki erkenden binen olur ama bazıları hiç binemez.’”
Asil dikkatle dinlemiş. Gözleri parlamaya başlamış. “Sonra ne olmuş baba?” diye sormuş.
“Önce kimse onu dinlememiş,” demiş Melih. “Ama bir gün, parkta bir karışıklık çıkmış, herkes aynı anda kaydıraktan inmeye çalışmış ve üç çocuk düşüp dizini yaralamış. O zaman içlerinden biri demiş ki, ‘Keşke yeni gelen çocuğun dediğini yapsaydık.’ Derken yavaş yavaş hepsi, sıraya girmenin ve paylaşmanın aslında oyunu daha güzel hale getirdiğini anlamış. O günden sonra o park, köyün en mutlu oyun yeri olmuş.”
Asil başını kaldırmış. “Yani… Belki arkadaşlarım da bir gün anlar mı baba?” demiş.

Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - 3

“Evet,” demiş Melih. “Sen sabırlı ol, kibar ol, doğru bildiğin şeyi güzel bir dille söylemeye devam et. Zamanla onlar da senin gibi düşünmeyi öğrenebilirler. Önemli olan senin kalbinin temiz, niyetinin iyi olması.”
Asil biraz rahatlamış. Babasının sarılmasıyla, içindeki sıkıntı yavaş yavaş dağılmış. O akşam sofraya oturduklarında, Melih konuşmaya devam etmiş:
“Asil’im, dünyada en büyük güç, iyi kalpli olmak ama aynı zamanda cesur olmaktır. Sen hem iyi kalpli, hem de cesur bir çocuksun. Cesur olmak, kavga etmek değil doğruyu söylemekten vazgeçmemektir.”
Anne de araya girmiş. “Ve tabii başkalarını dinlemeyi de unutma,” demiş. “Belki arkadaşlarının da kendince bir sebebi vardı. Yarın onlarla sakin sakin konuşmayı deneyebilirsin.”
Ertesi gün, güneş yeniden doğmuş. Gökyüzü masmaviymiş. Asil, annesiyle vedalaşıp, babasının elini sıkıca tutarak okula doğru yürümüş. Yol boyunca Melih, çevredeki ağaçları, kuşları göstererek konuşmuş:
“Bak Asil, şu ağaca. Dallarında hem büyük hem küçük yapraklar var. Kimse ‘Sadece büyük yapraklar kalsın, küçükler gitsin’ demiyor. Hepsinin bir yeri, bir görevi var. Arkadaşların da öyle hepiniz farklısınız ama birlikte güzelsiniz.”
Okulun kapısına geldiklerinde, Melih eğilip Asil’in gözlerine bakmış. “Bugün dene bakalım. Gülümse, sakin konuş. Eğer yine istemezlerse, sakın üzülme. Sen elinden gelen iyi şeyi yapmış olacaksın,” demiş.

Asil başını sallamış. “Tamam baba,” demiş ve sınıfa koşmuş.
O gün teneffüs olduğunda, yine bahçedeki salıncağın etrafı kalabalıklaşmış. Çocuklar, kim önce binecek diye tartışmaya başlamış. Asil önce sessizce beklemiş. Sonra cesaretini toplamış, babasının sözlerini hatırlamış. Derin bir nefes alıp yumuşak bir sesle konuşmuş:
“Arkadaşlar… Dün biraz tartıştık ama ben size bir şey söylemek istiyorum. Eğer sıraya girersek, önce biriniz, sonra diğeriniz, sonra bir başkası biner. Böylece hepimiz salıncağa binebiliriz. Yoksa bazıları hiç binemez.”
Çocuklar önce yine homurdanmış. Ama içlerinden bir kız çocuğu, “Bence Asil haklı,” demiş. “Ben sıraya girebilirim.” Sonra başka bir çocuk, “Tamam, ben de,” demiş. Derken hepsi, yavaş yavaş arka arkaya dizilmiş. Birkaç dakika sonra tartışma bitmiş, kavga yerine kahkahalar duyulmaya başlamış. Herkes salıncağa binmiş, sıra da bozulmamış.
Teneffüs bitince, Asil’in içini tatlı bir sevinç kaplamış. Okul çıkışı, Melih kapıda onu beklerken, Asil koşarak babasına sarılmış.
“Baba baba! Bugün olanları anlatsam inanamazsın!” diye başlamış ve her şeyi tek tek anlatmış. Melih dikkatle dinlemiş, gözleri gururla dolmuş.
“Gördün mü?” demiş babası. “İyi ve sabırlı olunca, bazen işler düşündüğümüzden daha güzel gider. Sen kalbini dinledin ve doğru olanı yaptın.”

Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - 5

O gün okuldan eve yürürlerken, Melih birden durup Asil’e dönmüş. “Hazır cesaretini bu kadar büyütmüşken, sana küçük bir sürprizim var,” demiş.
Asil’in gözleri ışıldamış. “Ne sürprizi?” diye sormuş.
“Hafta sonu, seni çok özel bir yere götüreceğim,” demiş Melih. “Adı ‘Hayal Ormanı’. Orada, hayal gücünü kullanarak görebileceğin çok şey var. Ama bir şartım var.”
Asil merakla bakmış. “Ne şartı?”
“Orada her gördüğünü dikkatle izleyeceksin,” demiş Melih. “Çünkü Hayal Ormanı, cesur, iyi kalpli ve meraklı çocukları sever. Onlara küçük sırlar fısıldar.”
Günler yavaş yavaş geçmiş, nihayet hafta sonu gelmiş. Sabah, güneş henüz yeni yeni yükselirken, baba ve oğul, küçük bir sırt çantası hazırlamış. İçine su, sandviçler, birkaç meyve ve bir de küçük not defteri koymuşlar. Melih, “Belki bir şeyler yazmak ya da çizmek istersin,” demiş.
Birlikte ormana doğru yürümeye başlamışlar. Yol boyunca kuş sesleri, yaprak hışırtıları, uzaktan gelen dere şırıltıları eşlik etmiş onlara. Ormana girdiklerinde, Asil kendini bambaşka bir dünyaya girmiş gibi hissetmiş. Ağaçlar çok yüksekmiş, dalları gökyüzüne uzanıyormuş. Güneş ışıkları, yaprakların arasından süzülüp yere altın sarısı desenler çiziyormuş.

“Baba,” demiş Asil, “burası gerçekten büyülü gibi…”
Melih gülümsemiş. “Çünkü hayal gücünü açtın,” demiş. “Bak iyi dinle, şimdi ne duyuyorsun?”
Asil bir an durup kulak kesilmiş. “Kuşların sesi… Rüzgârın sesi… Uzakta akan suyun sesi…” demiş.
“Peki ne görüyorsun?” diye sormuş Melih.
“Aslında her şey bildiğimiz gibi,” demiş Asil, “ama sanki ağaçlar bana bir şey anlatmak istiyor.”
Melih başını sallamış. “İşte bu, Hayal Ormanı’nın sırrı,” demiş. “Burası, dikkatle bakan çocuklara öyküler anlatır. Şimdi gözlerini kapat, derin bir nefes al ve bu ormanda çok mutlu olduğun bir anı hayal et.”
Asil gözlerini kapatmış. Kendini babasıyla birlikte, ormanın biraz ilerisindeki küçük bir açıklıkta, piknik yaparken hayal etmiş. Gülüyorlarmış, birlikte oyun oynuyorlarmış. Gözlerini açtığında, gerçekten de biraz ilerde, ağaçların arasında küçük bir açıklık görmüşler.

Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - 7

“Baba!” demiş şaşkınlıkla. “Hayal ettiğim yere benziyor!”
Melih gülmüş. “Bak işte,” demiş. “Hayal gücü, bazen bize yolu gösterir. Şimdi gel, oraya gidelim.”
Açlıklığa vardıklarında, çimenler yumuşacıktı. Etrafta renkli kelebekler uçuşuyor, uzaklardan bir ceylan ürkek ama meraklı gözlerle onları izliyormuş. Melih ve Asil, yere örtülerini serip sandviçlerini çıkarırken, Melih konuşmaya devam etmiş:
“Asil, bugün sadece eğlenmek için değil, biraz da hayatı öğrenmek için buradayız,” demiş. “Biliyor musun, bir aile, tıpkı bir orman gibidir.”
“Asıl nasıl yani?” diye sormuş Asil.
“Bak,” demiş Melih, etrafı işaret ederek. “Burada büyük ağaçlar var sağlam gövdeleriyle diğerlerini koruyorlar. Biz anne ve babalar da, çocuklarımızı böyle koruruz. Küçük fidanlar var onlar da siz çocuklar gibisiniz. Büyümek için ilgiye, sevgiye ve zamana ihtiyacınız var. Ormanın hayvanları ise, tıpkı arkadaşların gibi… Kimisi hızlı, kimisi yavaş, kimisi çekingen, kimisi atılgan. Ama hepsi bu ormanın parçası.”
Asil dikkatle dinlemiş. “Peki rüzgâr ne oluyor?” diye sormuş.

“Rüzgâr,” demiş Melih, “hayatta karşılaştığımız zor günlerdir. Bazen sert eser, ağaçları sallar. Ama kökleri sağlam olan ağaçlar, yıkılmaz. Aile içindeki sevgi, bizim köklerimizdir. Birbirimize güvenir, birbirimize inanırsak, en sert rüzgârlara bile dayanırız.”
Asil, babasının sözlerini aklının bir köşesine yazmış gibi hissetmiş. “Yani biz, kökleri çok sağlam bir aileyiz, değil mi baba?” diye sormuş.
“Evet,” demiş Melih, gözleri sevgiyle parlayarak. “Çünkü biz birbirimizi çok seviyoruz, dinliyoruz, saygı duyuyoruz. Seninle gurur duyuyorum.”
Asil’in kalbi sevinçle dolmuş. O an, babasının kollarına atılmış, sıkıca sarılmış. “Ben de seninle gurur duyuyorum babacığım,” demiş. “İyi ki benim babamsın.”
Gün boyunca, ormanda saklambaç oynamışlar, taşların üzerinden atlamışlar, birlikte bulutlara bakıp şekiller hayal etmişler. Asil, bir buluta bakıp, “Baba bak, şu bulut kocaman bir ejderhaya benziyor!” demiş. Melih de, “Evet, ama bence o ejderha aslında gökyüzünü koruyan koca yürekli bir dost,” diye eklemiş. Böylece ikisi bir masalın içindeymiş gibi konuşup gülmüşler.
Akşamüstü olduğunda, güneş ağaçların arasından turuncu bir ışıkla batmaya başlamış. Kuşlar yuvalarına dönüyor, hava hafifçe serinliyormuş. Artık eve dönmenin zamanı gelmiş. Baba ve oğul, geldikleri yoldan yavaşça geri yürümüşler.
Yolda, Asil sessizleşmiş. Melih fark etmiş ve sormuş: “Ne düşünüyorsun oğlum?”

Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - 9

“Aslında,” demiş Asil, “mutlu olmak için çok büyük şeylere gerek yokmuş. Seninle yürümek, konuşmak, ormanda piknik yapmak bile bana yetti. Bir de, arkadaşlarımın sıraya girmeyi kabul etmesi… Bugün çok şey öğrendim.”
Melih gülümsemiş. “İşte bu, hayatın bize fısıldadığı küçük sırlardan biri,” demiş. “Mutluluk, çoğu zaman yanımızdaki insanlarda ve kalbimizde saklıdır. Biz onları fark ettiğimizde, hayat çok daha güzel olur.”
Eve vardıklarında, anne kapıda onları bekliyormuş. İkisini de görünce, “Benim orman kahramanlarım geldiii!” diye sevinçle bağırmış. Hep birlikte sarılmışlar. Ev, yine sıcak, yine neşe doluymuş.
O akşam, sofrada herkes sırayla gününü anlatmış. Asil, okulda yaşananları ve Hayal Ormanı’nda babasıyla geçirdiği zamanı tek tek anlatmış. Annesi onu ilgiyle dinlemiş ve “Sen gerçekten çok düşünceli bir çocuksun,” demiş. “Babanla arandaki bu sevgi, seni her zaman güçlü kılacak.”
Yemekten sonra, Melih ile Asil birlikte oyuncaklarını toplamış. Melih, “Paylaşmak sadece salıncağı paylaşmak değil,” demiş. “Evdeki işleri de paylaşmak, sorumluluk almak çok önemlidir. Bu da seni büyüten şeylerden biri.”
Asil başını sallamış. “Tamam baba,” demiş. “Ben de artık daha çok yardım edeceğim. Çünkü ben de bu ailenin önemli bir parçasıyım.”
Gece olduğunda, gökyüzü yıldızlarla dolmuş. Asil yatağında yatarken, Melih yanına oturmuş, üstünü örtmüş ve saçlarını okşamış.

Çocuklar İçin Adalet, Paylaşmak ve Cesaret Masalını Oku - 10

“Asil’im,” demiş yumuşak bir sesle, “bugün cesaretini, iyiliğini ve merakını kullandın. Bunlar seni hayatta hep aydınlık yollara götürecek. Biz annenle birlikte her zaman yanında olacağız. Ne olursa olsun, seni çok seviyoruz.”
Asil, göz kapakları ağırlaşırken, “Ben de sizi çok seviyorum,” demiş. “İyi ki böyle mutlu bir ailemiz var. İyi ki sen varsın, babacığım.”
Melih eğilip oğlunun alnına küçük bir öpücük kondurmuş. “İyi uykular, küçük kahramanım,” demiş.
Asil, babasının sıcak sesini ve sevgisini kalbinde hissederek, derin bir uykuya dalmış. Rüyasında, yine Hayal Ormanı’ndaymış yanında babası, etraflarında rengârenk kelebekler, gökyüzünde gülen bulutlar varmış. Ormanın ağaçları, rüzgârla birlikte fısıldıyormuş: “Sevgiyle büyüyen aileler, en güçlü köklere sahiptir…”
Ve onlar, sevgi dolu evlerinde, birbirlerine sarılıp destek olarak, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmüşler.
Gökten üç elmadan biri sevgi dolu ailelere, biri iyi kalpli babalara, biri de cesur ve adil çocuklara düşmüş. Bu masalı dinleyen veya okuyan herkesin evine de mutluluk, sevgi ve anlayış dolsunmuş.
Masal da burada bitmiş, gönüllerde sıcacık bir iz bırakmış.