Asil altı yaşındaydı ve kocaman meraklı gözleri vardı. En çok sevdiği şey, pencereden dışarı bakıp sokaktan geçen kedileri, köpekleri, kuşları izlemekti. Bir gün yine camdan dışarıya bakarken kuyruğunu sallayan küçük, kahverengi beyaz bir köpek gördü. Köpek, apartmanın önündeki çiçeklerin arasında zıplayıp duruyor, sonra da kafasını kaldırıp Asil’in penceresine bakıyordu.
Asil heyecanla bağırdı:
“Baba! Baba, çabuk gel! Çok tatlı bir köpek var aşağıda!”
Babası Melih, elindeki gazeteyi bırakıp pencereye geldi. Gözlüğünü düzeltti, aşağıya baktı ve gülümsedi.
“Gerçekten çok tatlıymış,” dedi. “Sanki seni çağırıyor gibi.”
Asil’in kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.
“Baba, biz de böyle bir köpek alabilir miyiz? Lüüüütfen!” dedi, gözlerinde pırıl pırıl umutla.
Melih, bir an sustu, sonra ciddi bir sesle sordu:
“Asil, evcil hayvan sahibi olmak büyük bir sorumluluk. Sen sorumluluk nedir biliyor musun?”
Asil başını yana eğdi.
“Yani… şey… Oyuncaklarıma iyi bakmak gibi mi?”
Melih güldü.
“Evet, biraz öyle ama daha fazlası var. Evcil hayvanların canı var. Onları beslemek, temiz tutmak, sevmek, ama aynı zamanda kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Hasta olduklarında veterinere götürmek gerek. Bunların hepsini yapabileceğine emin misin?”
Asil hemen dikeldi.
“Evet eminim! Her şeyi yaparım, söz veriyorum!”
Melih yine de kolay ikna olmak istemedi.
“Peki öyleyse,” dedi. “Ama önce evcil hayvan bakımını öğrenmemiz gerekiyor. Öğrenmeden asla evimize bir hayvan getiremeyiz. Bu bir anlaşma. Kabul mü?”
Asil heyecanla:
“Kabul! Hemen öğrenelim!” dedi.
Ertesi gün Melih, Asil’i elinden tutup mahalledeki veteriner kliniğine götürdü. Kapıda üzerinde “Sevimli Pati Veteriner Kliniği” yazan bir tabela vardı. İçeri girdiklerinde duvarlarda köpek, kedi, kuş ve tavşan resimleri asılıydı. Ortada ise küçük renkli koltuklar, köşede bir akvaryum, camın önünde de bir kafeste renkli bir muhabbet kuşu vardı.
Veteriner, güler yüzlü bir kadın doktordu. Adı Elif’ti. Onlara yaklaşarak:
“Hoş geldiniz, ben Veteriner Elif. Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu.
Melih, Asil’in başını okşayarak:
“Merhaba Elif Hanım. Asil bir evcil hayvan istiyor ama önce bakmayı öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bize biraz anlatabilir misiniz?” dedi.
Veteriner Elif’in gözleri parladı.
“Ne güzel bir düşünce! Çocukların evcil hayvan bakımını öğrenmesi çok önemli. Peki Asil, sen en çok hangi hayvanı seviyorsun?”
Asil, bir an düşündü. Pencereden gördüğü köpeği hatırladı.
“En çok köpekleri seviyorum… ama kedileri de çok seviyorum… Kuşlar da güzel. Hepsi çok tatlı!” dedi, gülerek.
Veteriner Elif güldü.
“Demek hepsini seviyorsun. O zaman bakalım evcil hayvan bakmanın üç önemli kuralını öğrenebilecek misin? Eğer öğrenirsen, bence bir köpeğe bakmaya hazırsın demektir.”
Asil’in gözleri parladı.
“Üç kural mı? Hemen öğrenirim!” dedi.
Veteriner Elif parmaklarını kaldırıp saymaya başladı:
“Birinci kural: Düzenli beslemek. Evcil hayvanların da tıpkı bizim gibi her gün yemek yemeleri ve su içmeleri gerekir. Ne zaman, ne kadar yiyeceklerini bilmek çok önemli. Mesela köpekler her gün temiz suya ve uygun mamaya ihtiyaç duyar.”
“Asil, ikinci kural: Temizlik. Evcil hayvanın yaşadığı yer temiz olmalı. Mesela köpeğin varsa tüylerini fırçalarsın, tırnaklarına baktırırsın, gerektiğinde yıkarsın. Yatağını, mamanı koyduğun kabı temiz tutarsın.”
“Üçüncü kural: Sevgi ve oyun. Evcil hayvanlar sadece yemek ve suyla mutlu olmazlar. Onlarla konuşmak, oyun oynamak, dışarıda yürüyüşe çıkarmak, onları sevmek çok önemlidir. Çünkü onlar da duygularını hisseden canlılardır.”
Asil dikkatle dinledi, başını salladı.
“Birinci kural: Beslemek. İkinci kural: Temizlik. Üçüncü kural: Sevgi ve oyun,” diye tekrar etti. Sonra da ekledi: “Hepsini hatırladım!”
Veteriner Elif gülümsedi.
“Aferin sana. Ayrıca hasta olup olmadığını da anlamaya çalışmalısın. Eğer çok halsizleşirse, yemek yemezse ya da garip davranırsa hemen bir büyüğüne söylemelisin ki veterinere getirsin.”
Melih de araya girdi:
“Asil, bunların hepsi zaman ister. Bazen sen oyun oynamak isterken önce köpeğinle ilgilenmen gerekecek. Bunu da kabul ediyor musun?”
Asil biraz düşündü. Arkadaşlarıyla parkta oynamayı, televizyon seyretmeyi çok seviyordu ama sonra pencereden baktığı köpeği hatırladı. Onu yalnız bırakmak istemedi.
“Evet,” dedi kararlı bir sesle. “Önce köpeğimle ilgileneceğim.”
Veteriner Elif, tezgâhın altından resimli bir kitap çıkardı. Kapakta gülen bir çocuk ve yanında bir köpek vardı. Kitabın ismi “Minik Dostuma Nasıl Bakarım?”dı.
“Bu kitap senin için,” dedi. “Akşam babanla birlikte okuyun. Sonra gerçekten hazırsanız, belki barınaktan bir köpek sahiplenebilirsiniz.”
Asil kitabı sıkıca tuttu.
“Teşekkür ederim!” dedi.
O akşam, Asil ve babası Melih, salondaki koltuğa oturup kitabı sayfa sayfa okudular. İlk sayfada bir köpeğin her gün su kabının dolu olması gerektiği yazıyordu. İkinci sayfada, mama saatleri anlatılıyordu. Başka bir sayfada bir çocuk, köpeğiyle parka gidiyordu. Bir diğerinde, köpeğin tüyleri fırçalanıyordu. Resimler o kadar güzeldi ki, Asil kendini o sayfalardaki çocuk gibi hayal etti.
“Baba,” dedi Asil, bir resmi göstererek. “Bak burada çocuk köpeğine ‘Aferin’ diyor. Bizim köpeğimiz olursa ben de ona her gün ‘Aferin’ diyeceğim.”
Melih gülümsedi.
“O zaman bu kitap bittikten sonra, eğer hâlâ aynı şekilde istiyorsan, hafta sonu hayvan barınağına gidebiliriz,” dedi.
Asil, ertesi gün okula gittiğinde bile aklı hep kitaptaydı. Tenefüste arkadaşlarına anlattı:
“Ben yakında bir köpek bakmayı öğreneceğim. Onu mamasıyla, suyuyla, sevgimle mutlu edeceğim!”
Arkadaşları merakla sordu:
“Gerçekten mi? Adı ne olacak?”
Asil biraz düşündü.
“Adını… Pati koymak istiyorum,” dedi. “Çünkü patileri çok sevimli.”
Hafta sonu geldiğinde, Melih ve Asil, şehrin biraz dışındaki hayvan barınağına gittiler. Kapının önünde bir tabela vardı: “Yuva Arayan Dostlar Barınağı”. İçeri girince havlayan, miyavlayan sesler duyuldu. Bir tarafta köpekler, diğer tarafta kediler vardı. Hepsi merakla gelenlere bakıyordu.
Görevli amca, onları gülümseyerek karşıladı.
“Hoş geldiniz. Ben Barınak Görevlisi Ali. Nasıl yardımcı olabilirim?” dedi.
Melih, Asil’i işaret etti.
“Oğlum bir süredir evcil hayvan bakmayı öğreniyor. Bir köpek sahiplenmek istiyoruz ama önce onunla tanışmak istiyoruz,” dedi.
Ali Amca başını salladı.
“Çok güzel. Bizim buradaki köpekler çok sevgi dolu. Sadece iyi bir yuva arıyorlar. Hadi gelin, birlikte bakalım.”
Asil, kafeslerin arasından geçerken her köpeğe ayrı ayrı baktı. Kimisi büyük, kimisi küçüktü. Kimisi siyah, kimisi beyazdı. Bazıları havlıyor, bazıları sessizce oturuyordu. Sonra bir köşe kafesine geldi. Orada, kahverengi beyaz, orta boy bir köpek vardı. Kuyruğunu yavaşça sallıyor, ürkek ama meraklı gözlerle bakıyordu.
Asil’in kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Baba… Bu o! Pencereden gördüğüm köpeğe çok benziyor!” dedi.
Ali Amca gülümsedi.
“Bu köpeğin adı yok. Onu birkaç hafta önce sokakta yalnız bulduk. Çok uysal ve sevecen. İstersen yanına gidebiliriz,” dedi.
Kapıyı yavaşça açtılar. Köpek önce çekindi, sonra kokusunu almak için Asil’e doğru yaklaştı. Asil elini uzattı, köpek nazikçe kokladı ve sonra Asil’in avucunu yaladı.
Asil’in içi ısındı.
“Merhaba,” dedi fısıltıyla. “Ben Asil. Senin adın yoksa, ben sana Pati diyebilir miyim?”
Köpek kuyruğunu daha hızlı sallamaya başladı sanki “Evet!” der gibi.
Melih, oğluna baktı.
“Asil, hazır mısın? Artık Pati’ye her gün bakman gerekecek. Mama, su, gezdirme, temizlik, oyun… Hepsi senin de sorumluluğun. Hâlâ istiyor musun?”
Asil, Pati’nin başını okşayarak:
“Evet baba. Söz veriyorum, ona çok iyi bakacağım. Onu asla yalnız bırakmayacağım,” dedi.
Birkaç belge imzaladıktan ve Ali Amca’dan mama, tasma ve birkaç bakım önerisi aldıktan sonra, Pati artık resmen Asil ve Melih’in köpeğiydi. Eve dönerken Pati araba içinde biraz ürktü ama Asil ona yumuşak sesle şarkı söyledi:
“Minik Pati korkma sen,
Artık var bir evin,
Asil senin yanında,
Gül yüzlü sevginin…”
Eve vardıklarında, Asil daha önceden hazırladıkları köpek yatağını gösterdi:
“Bak Pati, burası senin yatağın. Burası da mama kabın, burası da su kabın. Hepsi senin için.”
İlk günler biraz karışıktı. Pati bazen yanlış yerlere çişini yapıyordu, bazen gece uyanıp havlıyordu. Ama Melih sabırla Asil’e açıkladı:
“O da alışmaya çalışıyor. Sen nasıl yeni bir yere ilk gittiğinde biraz şaşırıyorsan, o da öyle. Ona kızmak yerine, doğru olanı ona göstermeliyiz.”
Asil, Pati yanlış yere çişini yaptığında bağırmak yerine, babasının öğrettiği gibi sakin bir sesle:
“Pati, çişini buraya değil, dışarıda yapmalısın,” dedi. Sonra da her dışarı çıktıklarında Pati çişini yaptığında onu severek:
“Aferin sana Pati!” dedi.
Bir süre sonra Pati, ne zaman dışarı çıkacağını öğrendi. Asil, her sabah okula gitmeden önce küçük bir yürüyüş yapıyordu. Pati, tasmasını görünce sevinçle zıplıyordu.
Asil, okuldan geldiğinde ilk iş olarak çantasını kenara bırakıp Pati’nin mama kabını kontrol ediyordu.
“Su dolu mu? Mama yeterli mi?” diye bakıyor, eksikse tamamlıyordu. Sonra da Pati ile halının üzerinde yuvarlanıp oyun oynuyorlardı.
Bir gün, yağmurlu bir akşamüstü, Pati biraz halsiz görünüyordu. Normalde Asil kapıyı açınca sevinçle koşan Pati, bu sefer yerinden zor kalktı. Neşesi yoktu. Suyunu da içmiyordu.
Asil endişeyle:
“Baba, Pati bugün pek iyi değil,” dedi. “Veteriner Elif ‘Halsiz olursa haber ver’ demişti. Sence hasta mı?”
Melih, Pati’yi kontrol etti.
“Biraz sıcak gibi,” dedi. “Hemen Veteriner Elif’i arayalım.”
Kısa sürede Pati’yi kliniğe götürdüler. Veteriner Elif, onu muayene etti, ateşine baktı, kalbini dinledi.
“Merak etmeyin,” dedi. “Biraz üşütmüş, hafif bir enfeksiyon kapmış ama önemli bir şey değil. İğne yapacağım ve birkaç gün ilaç kullanacak. Asil, sen de ona daha çok sevgi göstereceksin, tamam mı?”
Asil’in gözleri doldu ama güçlü durmaya çalıştı.
“Tamam,” dedi. “İlaçlarını içireceğim, hep yanında olacağım.”
O akşam Asil, Pati’nin yanına minderini bıraktı ve kitap okudu. Ara sıra Pati’nin başını okşadı.
“İyileşeceksin Pati. Beraber daha çok oyun oynayacağız,” dedi.
Birkaç gün sonra Pati eski neşesine kavuştu. Yine koşuyor, zıplıyor, tasmasını görünce sevinçle havlıyordu. Asil, rahat bir nefes aldı.
“Bak gördün mü,” dedi Melih. “Bir evcil hayvanın olduğunda, onunla sadece oynayıp gülmüyorsun. O hasta olduğunda da yanında olman gerekiyor. Sen bunu çok iyi başardın.”
Asil gururla gülümsedi.
“Çünkü ben artık evcil hayvan bakmayı biliyorum,” dedi. “Birinci kural: Beslemek. İkinci kural: Temizlik. Üçüncü kural: Sevgi ve oyun… Ve bir de dördüncü kural var bence: Hasta olunca onu veterinere götürmek ve yalnız bırakmamak.”
Melih, Asil’i kucağına aldı, sımsıkı sarıldı.
“Evet, dördüncü kuralı da sen ekledin. Bence Pati, dünyadaki en şanslı köpeklerden biri,” dedi.
Aradan haftalar geçti. Asil ve Pati, her gün birlikte yeni oyunlar keşfettiler. Asil, okuldaki arkadaşlarını da evine davet etti. Onlara Pati’nin mama kabını, su kabını, fırçasını gösterdi. Pati’nin tüylerini nasıl taradığını anlattı. Hatta küçük bir defter bile tutmaya başladı. Defterin üzerinde “Pati’nin Bakım Günlüğü” yazıyordu. İçine, “Bugün Pati ile parka gittik. Çok koştuk. Eve gelince suyunu tazeledim,” gibi cümleler yazıyordu.
Bir gün öğretmenleri sınıfta “Sorumluluk nedir?” diye sorduğunda, Asil parmak kaldırdı ve ayağa kalktı:
“Sorumluluk, evcil hayvanına iyi bakmaktır,” dedi. “Onu düzenli beslemek, temiz tutmak, sevmek ve hasta olunca veterinere götürmektir. Benim köpeğimin adı Pati ve ben ona elimden geldiğince iyi bakmaya çalışıyorum.”
Öğretmeni gülümsedi.
“Ne güzel bir örnek verdin Asil,” dedi. “Evcil hayvanlar gerçekten de bize sorumluluğu, sabrı ve sevgiyi öğretir.”
Akşam olunca, Melih yine Asil’in yanına geldi.
“Şimdi söyle bakalım,” dedi. “Evcil hayvan bakımı öğrenen Asil, sence bu yolculukta en önemli şey neydi?”
Asil pencereden dışarı baktı. Gökyüzü pembe mor renge dönmüş, güneş yavaş yavaş kayboluyordu. Pati, Asil’in ayaklarının dibinde sakin sakin yatıyordu.
“Aslında,” dedi Asil, yavaşça, “en önemli şey, Pati’nin beni sevdiğini bilmek. Ben ona bakarken, o da bana arkadaş oldu. Artık yalnız hissetmiyorum.”
Melih’in gözleri doldu ama Asil’e belli etmedi. Pati’nin başını okşayarak:
“Evet,” dedi. “Evcil hayvanlar sadece bakılması gereken canlılar değildir. Onlar, ailemizin bir parçası olur.”
O günden sonra Asil, Pati’sine her gün aynı cümleyi söyledi:
“Sen sadece benim köpeğim değilsin, benim en iyi arkadaşımsın.”
Ve böylece, evcil hayvan bakımını öğrenen Asil ve babası Melih, sevgiyle, sorumlulukla ve oyunlarla dolu, mutlu bir hayat sürmeye devam ettiler. Pati ise her gün kuyruğunu sallayarak, yeni yuvasında, en çok da Asil’in yanında olmanın mutluluğunu yaşadı.
Masal burada bitti, ama Asil, Melih ve Pati’nin maceraları, her yeni günde, her yeni oyunda, her yeni sevgi dolu bakışta devam etti. Çünkü gerçek sevgi ve sorumlulukla kurulan dostlukların sonu hiç gelmez.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Bu masal hakkında merak edilenler
✨ Arkadaşlarınla Paylaş ✨
