Masal Oku App
Masal Oku APP
Sesli Masal, Boyama Kitabı, Puzzle
★★★★★ 10B+ İndirme
En Güzel Hikayeler En Güzel Masal & Hikayeler Hepsi Tek Bir Sayfada

Saygı Perisi Masalı Çocuklar İçin Saygı Değeri Öğreten Masal

👁️
Okunma336
⏱️
Okuma Süresi15 dk
📅
Yayın Tarihi22 Oca 2026
🔄
Güncelleme22 Oca 2026
Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal
Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal - Masal Oku - Hikaye Oku

Güneşin sıcakça gülümsediği, kuşların neşeyle öttüğü, rengârenk çiçeklerle dolu küçük bir kasabada, Deniz adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Deniz altı yaşındaymış, kocaman kahverengi gözleri ve kıvırcık saçları varmış. En çok sevdiği şey, sokakta arkadaşlarıyla oynamak ve etrafındaki her şeyi merak edip soru sormakmış. Ama Deniz’in küçük bir sorunu varmış: Bazen saygılı olmayı unutuyormuş.
Sabahları annesi “Deniz, kahvaltıya gel lütfen,” dediğinde çoğu zaman “Biraz sonra!” diye bağırır, oyuncağını bırakmak istemezmiş. Bazen dedesi bir şey anlatırken sözünü keser, bazen de arkadaşlarının konuşmalarını dinlemeden “Ben daha iyi biliyorum!” dermiş. Kalbi aslında çok iyiymiş ama nasıl davranması gerektiğini her zaman bilemiyormuş.
Bir gün öğretmeni, sınıfta “Saygı Haftası” başlattığını söylemiş. Tüm öğrenciler, bir hafta boyunca saygılı olmayı öğrenmek için küçük görevler yapacakmış. Öğretmenleri Elif Hanım tahtaya büyük harflerle “SAYGI” yazmış.
“Çocuklar,” demiş, “saygı, karşımızdaki insanı dinlemek, ona değer vermek, kırıcı olmamaya çalışmak, farklılıklara anlayış göstermek demektir. Bugün sizden isteğim, gün boyunca çevrenizdeki insanlara özellikle dikkat etmeniz. Kim saygılı davranıyor, kim saygısız davranıyor, gözlemleyin. Yarın sınıfta konuşacağız.”
Deniz bu fikri biraz ilginç bulmuş ama çok da önemsememiş. “Zaten ben saygılıyım,” diye düşünmüş kendi kendine. “Sadece bazen acele ediyorum.”
O gün okul çıkışında Deniz, en yakın arkadaşı Zeynep’le birlikte eve yürüyormuş. Yolda, mahallenin yaşlı amcalarından biri olan Mehmet Amca, ağır ağır yürürken elindeki torbaları taşımakta zorlandığını görmüşler. Zeynep hemen durmuş ve kibarca:
“Mehmet Amca, isterseniz torbalarınızı taşımaya yardım edebilirim,” demiş.
Mehmet Amca gülümsemiş. “Ah güzel kızım, çok naziksin. Yardım edersen çok sevinirim,” demiş.

Deniz ise biraz sıkılmış. “Hadi ama Zeynep, oyuna geç kalacağız,” diye homurdanmış. Zeynep ise:
“Biraz bekleyebiliriz Deniz. Büyüklerimize saygı göstermek önemli,” demiş.
Deniz dudaklarını büzmüş ama beklemek zorunda kalmış. İçinden, “Sadece birkaç torba, bu kadar abartmaya ne gerek var?” diye geçirmiş.
Eve geldiğinde annesi kapıda onu karşılamış. “Hoş geldin Deniz. Günün nasıl geçti?” diye sormuş.
Deniz hızlıca ayakkabılarını çıkarırken, “İyiydi işte,” demiş, annesinin yüzüne bile bakmadan. Sonra odasına koşmuş. Annesi arkasından seslenmiş:
“Deniz, birazdan yemek yiyeceğiz. Ellerini yıkamayı unutma lütfen.”
Deniz, oyuncak arabasını eline almış, “Off anne ya, şimdi oyun oynuyorum,” diye bağırmış.

Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal - 3

Annesi derin bir nefes almış. “Deniz, benimle böyle sert konuşman beni üzüyor. Ben sadece senin için iyi olanı istiyorum,” demiş sakin bir sesle.
Deniz, annesinin üzüldüğünü fark etmiş ama yine de sesiyle kimi kırdığını pek düşünmeden oyununa devam etmiş. O gece yatağına yattığında, aklına öğretmeni Elif Hanım’ın sözleri gelmiş: “Saygı, karşımızdakine değer vermektir.”
“Ben değer vermiyor muyum?” diye düşünmüş. “Ben sadece çabuk sinirleniyorum.”
Uykuya dalmak üzereyken, pencereden içeri usulca giren, ışıl ışıl parlayan küçücük bir peri görmüş. Bu peri, minik bir kelebek kadar küçükmüş, kanatları mavi ve mor ışıltılarla parlıyormuş. Deniz şaşkınlıkla gözlerini açmış.
“Sen de kimsin?” demiş kısık bir sesle.
“Ben Saygı Perisi’yim,” demiş peri ince ve yumuşak sesiyle. “Bugün seni izledim, Deniz. İçinde çok iyi bir kalp var ama bazen saygılı olmayı unutuyorsun. Sana küçük bir yolculuk teklif etmeye geldim. İstersen, sana saygının ne kadar önemli olduğunu gösterebilirim.”
Deniz gözlerine inanamamış ama merakı baskın çıkmış. “Nasıl bir yolculuk?” diye sormuş.

Peri gülümsemiş. “Sadece gözlerini kapat, geri kalanı bana bırak.”
Deniz gözlerini kapatır kapatmaz, etrafında yumuşak bir rüzgâr esmiş gibi olmuş. Birkaç saniye sonra gözlerini açtığında kendisini, kasabalarına çok benzeyen ama her şeyin biraz daha parlak, renklerin biraz daha canlı olduğu başka bir yerde bulmuş. Etrafında koşan çocuklar, gülen insanlar, sakin sakin konuşan büyükler varmış.
“Burası neresi?” diye sormuş Deniz.
“Burası Saygı Ülkesi,” demiş Saygı Perisi. “Burada herkes birbirine saygı gösterir. Biraz etrafa bakalım mı?”
İlk olarak parkın yanından geçerken bir çocuk grubu görmüşler. Çocuklar sırayla salıncağa biniyormuş. İçlerinden biri, sıra bekleyen küçük bir çocuğa dönüp:
“Sen bizden küçüksün, istersen önce sen bin,” demiş.
Küçük çocuk şaşırmış. “Gerçekten mi?” diye sormuş.

Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal - 5

“Evet, çünkü sana da saygı duyuyoruz,” demiş diğer çocuk.
Deniz sessizce izlemiş. Kendi mahallesinde ise bazen salıncağa ilk kim binecek diye kavga çıkarmış. “Bizde olsa herkes sıraya itişir, bağırırdı,” diye içinden geçirmiş.
Sonra peri, Deniz’i bir evin içine götürmüş. İçeride bir aile akşam yemeği yiyormuş. Baba konuşurken herkes dikkatle onu dinliyor, kimse sözünü kesmiyormuş. Sonra anne konuşmaya başladığında baba ve çocuklar da yine sessizce bekleyip onu dinlemiş, arada başlarıyla onaylamışlar. Küçük kız bir şey anlatmak için elini kaldırmış:
“Ben de bir şey söyleyebilir miyim?” demiş.
Annesi gülümsemiş. “Elbette söyleyebilirsin, seni dinliyoruz,” demiş.
Kız, gün içinde parkta ne yaşadığını anlatmış. Herkes dikkatle onu dinlemiş, kimse “Boş ver” ya da “Bu önemli değil” dememiş.
Deniz, “Bizim evde bazen herkes aynı anda konuşuyor, ben de araya giriyorum,” diye düşünmüş. “Bazen de annem bir şey anlatırken onu dinlemiyor, televizyona bakıyorum.”

Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal - 6

Peri, Deniz’in düşünceli halini fark etmiş. “Ne hissediyorsun?” diye sormuş.
“Burada herkes birbirini gerçekten önemsiyor gibi,” demiş Deniz. “Kimse birbirinin sözünü kesmiyor, kimse bağırmıyor. Sakin ama mutlu görünüyorlar.”
Peri başını sallamış. “İşte saygı böyle bir şey. İnsanlar duyulduklarını, anlaşıldıklarını hisseder. Şimdi son bir yere daha gidelim.”
Bu kez kasabanın küçük okuluna gitmişler. Sınıfta öğretmen ders anlatıyormuş. Çocuklar ellerini kaldırıp sırayla konuşuyor, kimse arkadaşının fikrine “Saçma!” demiyor, beğenmeseler bile, “Ben farklı düşünüyorum ama senin fikrine de saygı duyuyorum,” diyorlarmış.
Bir çocuk yanlış cevap verdiğinde sınıftan kimse gülmemiş. Öğretmen, “Yanlış cevap vermek de öğrenmenin bir parçası,” demiş. “Hata yapmak ayıp değil.”
Deniz’in aklına, sınıfındaki bir arkadaşı Ali gelmiş. Geçen hafta tahtaya çıktığında korkudan yanlış cevap vermiş, sınıfta birkaç çocuk kıkırdamış, Deniz de onlara katılıp gülmüştü. Ali’nin gözlerinin dolduğunu hatırlamış ve içi burkulmuş.
“Sanırım ben pek saygılı davranmamıştım,” diye mırıldanmış.

Peri, Deniz’e dönmüş. “Saygı, sadece ‘lütfen’ ve ‘teşekkür ederim’ demek değildir,” demiş. “Karşındakinin yerine kendini koymak, ‘Ben böyle bir durumda olsam nasıl hissederdim?’ diye düşünmektir. Bazen sözlerimiz, bazen ses tonumuz, bazen de davranışlarımız saygılı ya da saygısız olabilir. Senin kalbin iyi, sadece biraz daha dikkatli olman gerekiyor.”
Deniz’in gözleri dolmuş ama ağlamamaya çalışmış. “Ben de böyle bir yerde yaşamak isterdim,” demiş. “Ama bizim kasabamız böyle değil.”
Peri gülümsemiş. “Her yer böyle olabilir. Bir kişiden başlar. Eğer sen değişirsen, başkaları da sana bakıp örnek alabilir. Şimdi istersen eve dönme zamanı. Öğrendiklerini kasabanda denemek ister misin?”
Deniz kararlı bir şekilde başını sallamış. “Evet, isterim.”
Bir anda yine o yumuşak rüzgâr esmiş, Deniz gözlerini kapatıp açtığında kendini yatağında bulmuş. Sabah güneşi pencereden içeri vuruyor, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyormuş. Bir an “Acaba rüya mıydı?” diye düşünmüş ama içindeki his, bunun çok gerçek olduğunu söylüyormuş.
Annesi mutfaktan seslenmiş: “Deniz, kahvaltı hazır oğlum!”
Deniz yatağından kalkmış, bu sefer bağırmamış. Sakin bir sesle, “Geliyorum anne, önce yatağımı düzelteyim,” demiş. Yatağını toparladıktan sonra mutfağa gitmiş. Masaya otururken annesine bakmış.

Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal - 8

“Günaydın anne,” demiş gülümseyerek. “Ellerine sağlık, çok güzel kokuyor.”
Annesi şaşırmış ama çok mutlu olmuş. “Günaydın tatlım,” demiş. “Ne kadar naziksin bu sabah.”
Deniz, annesi konuşurken telefonuna bakmamış, onu dikkatle dinlemiş. Bir şey söylemek istediğinde, annesinin sözünü kesmemeye çalışmış. Okula giderken Mehmet Amca’yı yine yolda görmüş. Elinde torbalar varmış. Bu kez önce Deniz koşmuş yanına.
“Mehmet Amca, torbalarınız ağır mı? İsterseniz yardım edebilirim,” demiş.
Mehmet Amca’nın yüzü aydınlanmış. “Ne kadar düşüncelisin Deniz. Çok sevinirim,” demiş. Deniz torbalardan birini almış, yanında yürürken sohbet etmişler.
Okula vardığında, sınıfta Elif Öğretmen “Saygı Haftası’nın ilk günü nasıl geçti?” diye sormuş. Çocuklar sırayla konuşmaya başlamış. Deniz de elini kaldırmış ve konuşmak için sırasını beklemiş.
“Ben dün bir periyle tanıştım,” diye başlamış heyecanla, “Adı Saygı Perisi’ydi. Beni Saygı Ülkesi’ne götürdü. Orada herkes birbirini dinliyordu, kimse kimseye bağırmıyordu, herkes birbirine yardım ediyordu. Sonra düşündüm ki, aslında biz de böyle olabiliriz. Mesela ben artık arkadaşlarımın sözünü kesmemeye ve kimseyle alay etmemeye çalışacağım.”

Sınıftaki bazı arkadaşları şaşkın şaşkın bakmış ama Elif Öğretmen gülümsemiş. “Bu harika bir karar Deniz,” demiş. “Belki de senin bu kararın, başkalarına da ilham olur.”
O gün teneffüste, Ali yine çekinerek bir soru sormuştu. Bu kez sınıftan kıkırdamalar yükselmeyince, Ali rahatlamış. Deniz, yanına gidip, “Sorunu sorman çok cesurcaydı, tebrik ederim,” demiş. Ali utanarak gülmüş. “Teşekkür ederim,” demiş.
Akşam eve dönerken Zeynep’le salıncak kavgası etmemişler. Parkta iki çocuk salıncağa binmek için yarışmaya başlayınca, Deniz yanlarına gidip:
“İsterseniz sırayla binebilirsiniz, böylece kimse üzülmez,” demiş. Çocuklar önce duraksamış, sonra kabul etmişler.
Günler geçtikçe Deniz’in davranışları değişmiş. Annesine, babasına, dedesine, öğretmenine ve arkadaşlarına daha saygılı davranmaya başlamış. Bazen sinirlendiği, bağırmak istediği anlar da oluyormuş elbette, ama o zaman Saygı Ülkesi’ni ve Saygı Perisi’ni hatırlıyormuş. Derin bir nefes alıp, “Karşımdaki insan da bir şey hissediyor,” diye düşünerek daha nazik konuşmaya çalışıyormuş.
Bir gün dedesi ona bakıp, “Deniz, son zamanlarda seninle konuşmak ne kadar keyifli oldu,” demiş. “Beni dinliyorsun, fikirlerime değer veriyorsun. Bu bana kendimi çok önemli hissettiriyor.”
Deniz’in içi sevinçle dolmuş. O an anlamış ki, saygı göstermek sadece başkalarını değil, kendisini de çok mutlu ediyormuş. Çünkü çevresindeki insanlar daha çok gülümsüyor, daha az kavga ediyormuş.

Saygı Ülkesi Masalı Deniz ile Saygılı Olmayı Öğreten Masal - 10

O gece, yatmadan önce pencereden dışarı bakmış. “Teşekkür ederim Saygı Perisi,” diye fısıldamış. “Bana öğrettiklerin için.”
Tam o sırada, çok uzakta, gökyüzünde minicik mavi bir ışık parlamış. Deniz bunun Saygı Perisi olduğunu hissetmiş. İçinden bir ses duymuş sanki:
“Unutma Deniz, saygı gösterdikçe, dünya daha güzel bir yer olur.”
Ve o günden sonra, Deniz ne zaman yeni biriyle tanışsa, ne zaman birisiyle konuşsa, içinden gizli bir kuralı hatırlarmış: “Önce dinle, sonra düşün, sonra konuş. Herkese, kendine saygı duyduğun gibi saygı duy.”
Kasabada zamanla başka çocuklar da Deniz’e bakıp onu örnek almaya başlamış. Parkta kavgalı sesler azalmış, sınıfta alaycı kahkahalar neredeyse duyulmaz olmuş. Büyükler, çocukların bu halini gördükçe, “Demek ki saygı bulaşıcı bir hastalık gibi, insan insana geçiyor,” diye gülümsemişler.
Böylece küçük kasaba, her gün biraz daha Saygı Ülkesi’ne benzemeye başlamış. Deniz ise kalbinin derinlerinde biliyormuş ki, dünyayı değiştiren sihirli kelime, “saygı”ymış.
Ve hepsi, saygının sıcaklığıyla, mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamaya devam etmişler.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Bu masal hakkında merak edilenler

Bazen saygılı olmayı unutuyor, büyüklerinin sözünü kesiyor ve onlara sert cevaplar veriyordu.
Sınıfta ‘Saygı Haftası’nı başlattı.
Karşımızdakini dinlemek, ona değer vermek, kırıcı olmamaya çalışmak ve farklılıklara anlayış göstermek olarak açıkladı.
Zeynep yardım etmek istedi; çünkü yaşlı birine kibarca yardım teklif etmek, büyüklerimize saygı göstermektir.
Annesiyle sert bir sesle ‘Off anne ya’ diye konuştu ve onu dinlemeden oyununa devam etti.
Saygının ne kadar önemli olduğunu ve insanların birbirine saygı gösterince nasıl mutlu yaşadığını göstermek için götürdü.
Sırayla biniyor, küçük çocuğa ‘İstersen önce sen bin’ diyerek ona öncelik veriyorlardı.
Birisi konuşurken diğerleri sözünü kesmeden dikkatle dinliyor, herkesin fikrine değer veriyorlardı.
Hiçbiri arkadaşına gülmedi, onu utandırmadı; öğretmen de hata yapmanın öğrenmenin bir parçası olduğunu söyledi.
Bağırmadı, sakin bir sesle ‘Geliyorum anne, önce yatağımı düzelteyim’ dedi ve annesine bakarak nazikçe konuştu; bu da annesine değer verdiğini gösterdiği için saygılıydı.

💬 Masal Hakkında Ne Düşünüyorsun?

Yorumunu paylaş, herkes görsün! 🌈

Yeni masallardan haberdar olmak için

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap! ✨