En Güzel Hikayeler En Güzel Masal & Hikayeler Hepsi Tek Bir Sayfada

İyi Bir Arkadaş Olmak Elif ve Gülüşköy’ün Sıcak İyilik Masalı

  • Masallar
  • Eklenme Tarihi: 03 Ocak 2026
  • Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2026
Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi
Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - Masal Oku - Hikaye Oku

Ormanın derinliklerinde, bulutlara dokunacak kadar uzun ağaçların arasında, küçük bir kasaba vardı. Bu kasabanın adı Gülüşköy’dü. Adı Gülüşköy’dü, çünkü burada yaşayan herkes birbirine gülümsemeyi çok severdi. Evlerin pencereleri renkli çiçeklerle dolu, sokaklar kuş cıvıltılarıyla şenlikliydi.
Bu kasabada, Elif adında altı yaşında bir kız çocuğu yaşıyordu. Elif’in saçları örgülü, gözleri pırıl pırıldı. En sevdiği şey, okuldan sonra kasabanın yanındaki küçük ormana gidip kuşları, kelebekleri seyretmekti. Ama Elif’in bir sorunu vardı: Henüz hiç “en yakın” arkadaşı yoktu. Herkesle konuşuyor, gülümsüyor, ama kendini tam anlamıyla yakın hissettiği bir arkadaşı olmadığını düşünüyordu.
Bir sabah, Elif okula giderken annesi ona sordu:
“Bugün kimlerle oynayacaksın bakalım?”
Elif omuzlarını silkti.
“Bilmiyorum anne. Belki tek başıma sallanırım. Zaten kimse beni özellikle çağırmıyor.”
Annesi, Elif’in gözlerinin içine bakarak yumuşak bir sesle söyledi:
“İyi bir arkadaş bulmanın sırrı, önce iyi bir arkadaş olmakta. Sen iyilik yap, yardım et, dinle, paylaş göreceksin, kalbin güzel insanlarla dolacak.”
Elif bu sözleri düşünerek yola çıktı. İçinde minicik bir merak filizi büyümeye başladı: “İyi bir arkadaş olmak… Nasıl yani?”
Okul bahçesine vardığında çocuklar koşuyor, seksek oynuyor, ip atlıyordu. Köşede ise tek başına oturan bir çocuk dikkati çekti. Bu, sınıfa yeni gelen Efe’ydi. Efe sessiz, utangaç ve biraz da üzgün görünüyordu. Elif onu uzaktan izlerken içinden bir ses, “Belki o da arkadaş istiyordur” dedi.
Elif yavaşça Efe’nin yanına gitti.
“Merhaba, ben Elif,” dedi gülümseyerek. “İstersen beraber oynayabiliriz.”

Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - 2

Efe başını kaldırdı, biraz şaşkın, biraz da çekingen baktı.
“Ben… şey… Efe,” dedi yavaşça. “İyi oynayamam, herkes zaten kendi grubunda.”
Elif, annesinin sözlerini hatırladı. “Önce sen iyi bir arkadaş ol.”
“İstersen sana seksek oynamayı gösterebilirim,” dedi. “Ben de her şeyi mükemmel yapmıyorum ama birlikte öğrenebiliriz.”
Efe’nin yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. “Gerçekten mi?”
“Tabii ki!” dedi Elif. “Hadi!”
İkisi beraber seksek oynamaya başladılar. Elif, Efe zıplarken hata yaptığında onu asla alay etmedi.
“Üzülme, ben de ilk denememde düşmüştüm,” dedi. “Tekrar deneyebiliriz.”
Bir süre sonra Efe daha iyi oynamaya başladı ve gülüşleri çoğaldı. Yanlarından geçen birkaç çocuk da onları izlemeye başladı.
Teneffüs bitince, Elif ile Efe sınıfa birlikte girdiler. Öğretmenleri Ayla Öğretmen çok nazik biriydi. Ders anlatırken her zaman kısa masallar söylerdi. O gün, tahtaya büyük harflerle “İYİLİK” yazdı.
“Çocuklar,” dedi, “bugün iyilik yapmanın ve iyi bir arkadaş olmanın önemini konuşacağız. Bana iyi bir arkadaş deyince aklınıza ne geliyor?”
Çocuklar ellerini kaldırdı:

“Paylaşmak!”
“Yardım etmek!”
“Yalan söylememek!”
“Arkadaşını yalnız bırakmamak!”
Ayla Öğretmen gülümsedi.
“Harika cevaplar. Peki sadece bunları bilmek yeter mi? Yoksa uygulamak da gerekir mi?”
Elif usulca elini kaldırdı.
“Uygulamak gerekir öğretmenim. Yani gerçekten yapmak.”
Ayla Öğretmen başını salladı.
“Aferin Elif. Çünkü iyilik, sadece düşüncede kalırsa eksik olur. İyiliği hayata geçirmek, onu gerçek yapar.”
Ders bittiğinde, Ayla Öğretmen çocuklara küçük bir görev verdi:
“Bugün her biriniz, en az bir kişiye gizli bir iyilik yapmaya çalışın. Ama amacınız övünmek olmasın. Sadece kalbiniz güzelleşsin diye yapın.”

Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - 4

Elif’in içi sevinçle doldu. “Gizli bir iyilik…” diye düşündü. “Acaba ne yapabilirim?”
Okul çıkışında hava birden kapandı. Rüzgar esmeye, gökyüzü gri bulutlarla dolmaya başladı. Elif, çantasını sıkıca tutarak eve doğru yürürken, ormanın kenarından hafif bir inleme sesi duydu. Merak edip sese doğru gitti. Çalıların arasında küçük, beyaz bir tavşan gördü. Tavşanın patisi dikenli bir dala sıkışmıştı.
Elif dizlerinin üzerine çöktü.
“Ay canım!” dedi. “Canın çok yanıyor mu?”
Tavşan korku dolu gözlerle titriyordu. Elif çok dikkatli bir şekilde dikenli dalı kaldırdı ve tavşanın patisini kurtardı. Tavşanın patisi biraz kanıyordu ama çok derin değildi. Elif elindeki mendili çıkardı, nazikçe tavşanın patisine sardı.
“Tamam, şimdi daha iyi olacak,” dedi.
O sırada gök gürledi. Yağmur taneleri düşmeye başladı. Elif tavşana baktı.
“Ben gitmeliyim, yoksa annem kaygılanır,” diye düşündü. Tavşana son bir kez sarılır gibi yaklaşıp, “Korkma, sen artık özgürsün,” dedi ve oradan ayrıldı.
Elif’in bilmediği bir şey vardı: Bu tavşan, sıradan bir tavşan değildi. Ormanın gizemli bekçisinin, yani Orman Dedesinin yardımcısıydı. Orman Dedesi çok yaşlı, sakalları uzun, gözleri bilge bir varlıktı. İnsanlar onu nadiren görür, çoğu zaman masal sanırlardı. Ama o, ormanda olan biteni sessizce izlerdi.
O gece, Elif uykuya daldığında odasında hafif bir ışık belirdi. Elif, sanki rüyadaymış gibi hissetti. Karşısında uzun yeşil pelerinli, sakalları bembeyaz bir dede duruyordu. Elif önce biraz ürktü.
“Korkma küçük kız,” dedi Orman Dedesi yumuşak bir sesle. “Ben Orman Dedesi’yim. Bugün ormanda yaptığın iyiliği gördüm. Tavşanımın hayatını kurtardın.”

Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - 5

Elif şaşkınlıkla gözlerini kırptı.
“Ben… sadece yardım etmek istedim,” dedi.
Orman Dedesi gülümsedi.
“İşte bu yüzden buradayım. Kalbin çok temiz. İyilik yapmak için karşılık beklemiyorsun. Böyle insanlara ormanımız bir hediye verir.”
Elif merakla sordu:
“Ne hediyesi?”
Orman Dedesi elini uzattı. Avucunda minicik, altın rengi bir yaprak belirdi. Yaprak hafifçe parlıyordu.
“Bu, İyiliğin Yaprağı,” dedi. “Bu yaprağı kalbinin yanına, yastığının altına koyarsan gerçekten iyi ve cesur davrandığın günlerde sana yardımcı olacak. Ama unutma, bu sihirli bir oyuncak değil. Sihri senin kalbinde. Bu yaprak sadece kalbindeki iyiliği hatırlatacak.”
Elif yaprağı dikkatle aldı.
“Peki bunu kimseye söyleyebilir miyim?”
“İstersen söyleyebilirsin, ama aslında en güzeli, iyiliğin sessiz olmasıdır,” dedi Orman Dedesi. “Şimdi dinlenme zamanı. Yarın seni önemli bir gün bekliyor.”

Ertesi sabah, Elif uyandığında yastığının altında altın rengi yaprağı buldu. “Rüya değildi!” diye düşündü. Yaprağı küçük bir keseye koydu, boynuna astı ve okula gitti.
O gün okulda hava yine kapalıydı. Teneffüste çocuklar bahçeye çıktığında rüzgar daha da kuvvetlendi. Bir süre sonra gökyüzü kararınca, Ayla Öğretmen tüm çocukları içeri çağırdı. Herkes sınıfa koşarken, Efe’nin ayağı taşa takıldı ve düştü. Çantası açıldı, defterleri etrafa saçıldı. Bazı çocuklar sadece bakıp geçerken, bazıları “Acele et!” diye bağırıp koşmaya devam etti.
Elif, Efe’nin çaresizce etrafa baktığını gördü. Tam o an, boynundaki küçük kese hafifçe ısındı. Elif keseye dokundu ve Orman Dedesinin sözlerini hatırladı: “İyilik yapmaktan korkma.”
Elif hiç tereddüt etmeden Efe’nin yanına koştu.
“Merak etme, birlikte toplarız,” dedi.
Defterleri tek tek yerden aldı, silgiyi, kalemi çantasına geri koydu. Efe’nin dizinin hafifçe kanadığını gördü.
“Canın acıyor mu?” diye sordu.
“Biraz,” dedi Efe, gözleri dolarak. “Herkes gitti…”
Elif onun elinden tuttu.
“Ben gitmedim. Hadi birlikte içeri gidelim, öğretmene gösteririz, o da dizine pansuman yapar.”
Sınıfa girdiklerinde, Ayla Öğretmen durumu fark etti. Efe’nin dizine pansuman yaptı, Elif’e de teşekkür etti.

Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - 7

“Elif, sen iyi bir arkadaş gibi davrandın,” dedi. “Efe, sen de unutma, bir gün senin de birine yardım etme sırrın olacak.”
Günler böyle geçip giderken, Elif ve Efe çok yakın arkadaş oldular. Beraber ödev yapıyor, teneffüslerde oyunlar kuruyorlardı. Elif her zaman paylaşmaya hazırdı kalemini, silgisini, hatta beslenme çantasındaki kurabiyelerini. Efe ise dinlemeyi çok iyi biliyordu Elif üzgün olduğunda onunla konuşuyor, onu neşelendirmeye çalışıyordu. İkisi de öğrendi ki, iyi bir arkadaş olmak sadece vermek ya da almak değil, birlikte olmaktı.
Bir gün okulun duyuru panosuna büyük bir kağıt asıldı:
“GÜLÜŞKÖY İYİLİK GÜNÜ ŞENLİĞİ!”
Ayla Öğretmen sınıfa girdiğinde açıkladı:
“Çocuklar, bu hafta sonu kasabamızda İyilik Günü Şenliği yapılacak. Her sınıf, bir iyilik projesi hazırlayacak. Siz ne yapmak istersiniz?”
Sınıfta bir uğultu başladı. Kimi “Çöp toplayalım!” dedi, kimi “Yaşlılara yardım edelim!” diye bağırdı. Elif parmak kaldırdı:
“Öğretmenim, benim bir fikrim var. Belki yalnız hisseden çocuklar için bir ‘Arkadaşlık Köşesi’ yapabiliriz. Kim kendini yalnız hissederse o köşeye gelir, diğerleri de yanına oturur, onunla sohbet eder.”
Sınıf bir an sessizleşti. Sonra bir çocuk, “Bu güzel fikir,” dedi. Başka biri, “Ben köşeyi boyamak isterim!” diye atıldı. Efe de el kaldırdı:
“Ben de bu köşede oyunlar düşündüğümüz bir defter hazırlayabilirim. Gelen kimse sıkılmasın.”
Ayla Öğretmen gururla baktı.

“Hepsi harika. Demek ki siz, iyi arkadaş olmak üzerine çok şey öğrenmişsiniz.”
Şenlik günü geldiğinde, okulun bahçesi rengârenk balonlarla süslenmişti. Ortada büyük bir pankart asılıydı: “İYİLİK PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR.” Elif ve Efe’nin sınıfı, bahçenin bir köşesine minderler, küçük sandalyeler koymuş, duvarlara kalp ve gülümseyen yüz resimleri yapmıştı. Üstüne de kocaman harflerle “Arkadaşlık Köşesi” yazılmıştı.
Şenlik sırasında, kenarda tek başına duran bir kız çocuğu vardı. Adı Zeynep’ti, başka bir şehirden yeni taşınmışlardı. Kimseyi tanımıyordu, gözlerinde hafif bir çekingenlik vardı. Elif onu fark etti. Boynundaki keseye dokundu yaprak hafifçe ısındı.
“Bu, tam bir iyilik zamanı,” diye düşündü.
Elif, Efe ile göz göze geldi.
“Gel,” dedi. “Yeni bir arkadaş bulduk galiba.”
İkisi birlikte Zeynep’in yanına gittiler.
“Merhaba,” dedi Elif. “Ben Elif, bu da arkadaşım Efe. Arkadaşlık Köşemize gelmek ister misin?”
Zeynep önce şaşırdı, sonra utangaç bir gülümseme ile,
“İsterim,” dedi. “Ben de Zeynep.”
Arkadaşlık Köşesinde birlikte oturdular. Efe, hazırladığı oyun defterini çıkardı.

Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - 9

“İlk oyunumuz, ‘Seni Tanıyorum’ oyunu,” dedi. “Sırayla sevdiğimiz şeyleri söyleyeceğiz. Böylece birbirimizi daha iyi tanıyacağız.”
Elif çabucak başladı:
“Ben en çok ormandaki kuşları dinlemeyi severim.”
Efe: “Ben resim çizmeyi severim.”
Zeynep: “Ben de şarkı söylemeyi çok severim, ama insanlar beğenmez diye çekiniyorum.”
Elif hemen yanıtladı:
“Biz önce senin cesaretini beğendik. İstersen bize kısacık bir şarkı söyle, söz veriyorum, dalga geçmeyeceğiz. Hatta eşlik bile ederiz.”
Zeynep derin bir nefes aldı ve yumuşak bir sesle küçük bir çocuk şarkısı mırıldandı. Elif ve Efe de bir süre sonra sözlere katıldı. Üçünün sesi birleşince Arkadaşlık Köşesi neşeli bir müzik kutusuna döndü.
Şenliğin sonunda, kasabanın belediye başkanı sahneye çıktı.
“Bu yılın en anlamlı projesi, Arkadaşlık Köşesi oldu,” dedi. “Yalnız hisseden kim varsa buraya geldiğinde kendine arkadaş buldu. Hepinizi tebrik ederim, özellikle de bu fikri ortaya atan Elif’i.”
Elif biraz utandı, yüzü kızardı. Microfonu uzattıklarında,

Çocuklar İçin Arkadaşlık ve İyilik Masalı Arkadaşlık Köşesi - 10

“Bu sadece benim fikrim değil,” dedi. “Efe olmasaydı oyun defteri olmazdı, Zeynep olmasaydı şarkımız olmazdı, sınıf arkadaşlarımız olmasaydı bu köşe olmazdı. İyilik, birlikte yapılınca daha güzel.”
Kalabalık alkışladı. Elif kalbinin içinde sıcak bir sevinç hissetti. Keseye dokunduğunda, altın yaprağın hafifçe parladığını fark etti. Ama bu kez anladı ki, asıl ışık yapraktan değil, kalbindeki iyilikten geliyordu.
O günden sonra Gülüşköy’de kimse uzun süre yalnız kalmadı. Okulun Arkadaşlık Köşesi her zaman neşeyle doldu. Elif, Efe ve Zeynep en yakın arkadaşlar oldular. Bazı günler biri üzülür, diğerleri onu teselli ederdi. Bazen Elif hata yapar, Efe kırılır, sonra özür diler, barışırlardı. Böylece öğrendiler ki, iyi bir arkadaş olmak kusursuz olmak demek değil yanlış yaptığında kabul etmek, özür dilemek, affetmek ve her seferinde kalbini iyilikle doldurmak demekti.
Elif her gece uyumadan önce altın yaprağı eline alır, fısıldardı:
“Bugün kimlere iyi davrandım? Kimlerin kalbine dokundum?”
Her gün, küçük de olsa bir iyilik bulurdu: Paylaştığı bir simit, tuttuğu bir kapı, dinlediği bir dert, güldürdüğü bir yüz… Ve her seferinde, içinden bir ses ona şöyle derdi:
“İyi bir insan ve iyi bir arkadaş olmak için büyük sihirlere gerek yok. Küçük bir kalp, büyük bir iyilik için yeter.”
Böylece Gülüşköy, gülüşleri daha da çoğalan, çocukların birbirine destek olduğu, iyiliğin elden ele dolaştığı bir yer oldu. Elif, Efe ve Zeynep büyüdükçe yeni arkadaşlar edindiler, ama hiçbir zaman kalplerindeki iyilik yapma isteğini kaybetmediler.
Ve eğer bir gün yolu Gülüşköy’e düşen bir çocuk kendini yalnız hissederse, bilirdi ki okulun bahçesinde, renkli minderlerin üzerinde bir Arkadaşlık Köşesi onu bekler:
“Gel,” der gibi, “Burada iyilik var, burada gerçek arkadaşlar var.”
Ve işte böyle, iyilikle kurulan arkadaşlıklar, masallar gibi hep mutlu sonla biter.